EGENETTV HABER : KEMAL CERAN - İzmir Ticaret Borsası (İTB) Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Mecliste, sokakta artan şiddet vakaları gündeme geldi. İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli sokakta artan şiddet vakalarına değinerek, “Bu yaşananları sadece adli vakalar olarak değil, derin bir yalnızlığın, duyulmama hissinin ve bastırılmış öfkenin dışa vurumu olarak gittikçe büyüyen ve önlem alınması gereken sosyal bir sorun olarak görmeliyiz” dedi
KÜRESEL GERİLİMLER, EKONOMİK BELİRSİZLİKLER VE BARIŞ ÇAĞRISI
Meclis konuşması gerçekleştiren Tuncer, dünyada yaşanan güncel gelişmelere değinerek, “Yeni yılın ilk ayı, küresel çapta jeopolitik gerilimlerin zirve yaptığı, ekonomik belirsizliklerin yeni ticaret politikalarıyla şekillendiği ve doğa olaylarının gündemi belirlediği oldukça hareketli bir başlangıca sahne oldu. İran başta olmak üzere Ortadoğu’daki gerilimler ticareti olumsuz etkilerken ne yazık ki yine sivil halk yine masum insanlar hayatlarından, evlerinden, topraklarından ve en kötüsü canlarından oluyor. Umuyorum ki dünyamız bu kötü günleri bir an önce geride bırakır ve barışın hakim hukukun üstün olduğu günlere kavuşuruz. Tam bu noktada cesur konuşması ile Davos’ta dikkatleri üzerine çeken ve mevcut durumu en şeffaf haliyle seslendiren Kanada Başbakanı Carney’in konuşmasını baştan sona değerle
ndirmemiz gerektiğini vurgulamak isterim” dedi.
İKLİM KRİZİNE DEĞİNDİ… ‘HER YERDEN MAHSULLERLE İLGİLİ OLUMSUZ HABERLER GELİYOR’
İklim krizi sebebiyle yaşanan hava değişikliğinin tarıma etkisine değinen Tuncer, “Son zamanda sık sık aşırı hava olaylarından bahseder olduk. Her yerden mahsullerle ilgili iklim koşullarına bağlı olumsuz haberler geliyor. Birkaç ay önce kuraklığı konuşurken bu günlerde dünyanın çeşitli bölgelerinde meydana gelen sel baskınları ve kar fırtınalarını görüyoruz. Ülkemiz tarımı açısından önümüzde tehlike arz edebilecek birkaç ay var iken şimdiden iklim risklerini bertaraf etmeye yönelik hazırlıklarımızı yapmakta fayda var. Meteorolojinin zirai don uyarıları ve bölgesel hava tahminleri günlük değil, saatlik takip edilmeli. Özellikle ilkbahar geç donları meyve ağaçları ve sebze fideleri için büyük risk. Bu olaylar için yapabileceğimiz en etkin savunma yöntemlerinden birisi de erken uyarı sistemlerini kurarak dijital tarım uygulamalarını takip etmek ve uygulamak. Ve tabi ki en önemlisi; oluşabilecek doğal afetlere karşı mali kaybı önlemek için tarım sigortası yaptırma hususu da önemli” ifadelerini kullandı.
‘İKLİM RİSKLERİ OLAĞANÜSTÜ VE NADİR OLAYLAR OLMAKTAN ÇIKTI
İklim kaynaklı riskler ile birlikte değişen ürün deseninin tehlikelerine değinen Tuncer, “Hazır iklimden bahsetmişken, yakın zamanda yayımlanan iklim riski endeksi 2026 raporundan bazı çarpıcı bulguları sizlerle paylaşmak istiyorum. Rapora göre son otuz yılda dünya genelinde aşırı hava olayları nedeniyle 832 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Yaklaşık 5,7 milyar kişi doğrudan etkilenmiş ve 4,5 trilyon dolarını aşan ekonomik kayıp yaşandığı tespit edilmiş. İklim kaynaklı riskler artık olağanüstü ve nadir olaylar olmaktan çıkıp süreklilik kazanan bir “yeni normal” haline geldi. Bu yüzden iklime verdiğimiz tepkiyi değiştirmeliyiz. Örneğin toprak mahsulleri ofisinin ürün değerlendirme raporuna göre; mısır ve şeker pancarı gibi su ihtiyacı yüksek olan ürünlerden arpa ve buğdaya doğru geçiş giderek artıyor. İhracatta lider olduğumuz ve küresel un pazarının yaklaşık yüzde 20-25’ini tek başına domine ettiğimiz alanda, buğday arzının artması bir açıdan olumlu bir gelişme olsa da uzun vade de ürün desenimizdeki değişimin doğrudan veya dolaylı olarak yaratabileceği riskleri dikkate almamı gerektiği konusunda da uyarı veriyor” diye konuştu.
‘İTHALATIN AZALDIĞI BİR DÖNEME GİRMEYİ TEMENNİ EDİYORUM’

Tuncer, son olarak besili sığır ithalat kararına değinerek, şunları söyledi:
Maalesef ocak ayında tarım ve hayvancılıktan iyi haberler veremedik. Sözlerime burada son verirken, başvurusu dün başlayan besilik sığır ithalatının ülkemize hayırlı olmasını diliyor, Önümüzdeki yıllarda ithalatın azaldığı, kırmızı et açığımızın yerli ve milli kaynaklarla tedarik edildiği bir döneme girmeyi temenni ediyorum. Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki, tarım ve orman bakanlığımızın “kırsalda bereket, hayvancılığa destek” projesini çok önemli buluyor ve destekliyorum. Çünkü bu proje ile ülkemizde etçi ırk anaç hayvan sayısını arttırabilir, kırmızı et arzında sürdürülebilirliği ve yeterliliği sağlayabiliriz.