Esenyalı, Hatay ve Çimentepe gibi pazar yerlerinde vatandaşın nabzını tutmak, bugünlerde ekonominin gerçek yüzünü görmek adına en etkili yöntemlerden biri. Tezgahlardaki fiyatlar ile cüzdandaki nakit arasındaki uçurum, sokaktaki insanın en büyük gündem maddesi haline gelmiş durumda. Pazar ekonomisine dair yaptığınız bu saha çalışmalarında, genellikle şu üç temel başlığın öne çıktığını görüyoruz: 1. "Tane ile Alışveriş" Dönemi Eskiden kilogramla yapılan alışverişlerin yerini artık adetle alımların alması, pazarın en acı gerçeği. Vatandaşın "eskiden file dolardı, şimdi poşetin dibi görünmüyor" serzenişi, gıda enflasyonunun mutfaktaki somut karşılığıdır. 2. Emekli ve Asgari Ücretli Çıkmazı Özellikle emeklilerin, akşam pazarına kalma ya da en ucuz tezgahı bulmak için tüm pazarı üç kez turlama hikayeleri, alım gücünün ne denli düştüğünü kanıtlıyor. Market fiyatlarıyla yarışan pazar fiyatları, dar gelirli için artık bir "fırsat alanı" olmaktan çıkmış durumda. 3. Esnafın "Maliyet" Sancısı Sadece alan değil, satan da dertli. Nakliye maliyetleri, hal çıkış fiyatları ve tezgah kiraları eklendiğinde; esnafın vatandaşa mahcup olduğu, "biz de pahalıya alıyoruz" dediği bir döngü hakim.









